#nimet Tumblr posts

  • Annem bugün bir şey söyledi. “Ben sana sadece mutlu ol diye yalan söylerim, üzül diye değil”

    View Full
  • image

    Müslüman olan, kendisine yeteri kadar rızık verilen, Allah’ın kendisine verdiği nimete kanâat eden kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir.

    (Hadisi Şerif | Müslim, Zekât, 125, Tirmizî, Zühd,35, İbni Mâce, Zühd, 9.)

    View Full
  • Mevlana Hazretleri şöyle buyurmuştur:

    “Nimete şükretmek, nimetten daha hoştur. Şükrü seven kimse, şükrü bırakır da nimet tarafına gider mi hiç?… Seni dostun kapısına ancak şükür götürür. Nimet, insana uyanıklığın zıddına gaflet de verebilir. Şükretmek ise dâima uyanıklık getirir. Sen aklını başına al da şükür nimeti ile gerçek nimeti avla!”

    Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 2 - Osman Nuri Topbaş Hoca

    #tasavvuf#nasihatler#ariflerden öğütler#şükür#nimet #allaha şükür et #gerçek nimeti avla
    View Full
  • Nimetler için Dua

    Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle dua etmişlerdir:

    Anlamı: “Allahım! Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden, lutfettiğin âfiyetin bozulmasından, ansızın vereceğin cezâdan ve senin gazabını üzerime çekecek her şeyden sana sığınırım” (Müslim, Zikir 96)
    View Full
  • #Nouman Ali Khan #nimet#allah
    View Full
  • image
    image

    قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَمَنْ يَتَصَبَّرْ يُصَبِّرْهُ اللهُ وَمَا أُعْطِيَ أَحَدٌ عَطَاءً خَيْرًا وَأَوْسَعَ مِنَ الصَّبْرِ.

    Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kim sabretmek isterse Allâhü Teâlâ ona sabır ihsân eder. Sabırdan daha hayırlı ve sabırdan daha fazla (sadra) genişlik veren bir nîmet kimseye verilmemiştir.”

    (Hadisi Şerif | Sahîh-i Buhârî)

    View Full
  • Ben, evrenin her bir zerresinde senin kudretini görüyorum Rabbim..

    View Full
  • Şükretmen gereken dağlar kadar nimeti kıl kadar gösterip, kıl kadar derdi, kederi dağlar gibi gösteren Şeytan'dan Rabbe sığın. Tam isyan edecekken ve moralini bozacakken derdinin küçüklüğünü ve verilen onca nimetin büyüklüğünü düşün. İsyanını hamd ile kov🌿

    image
    View Full
  • image

    “Desem ki sen benim için,

    Hava kadar lazım,

    Ekmek kadar mübarek,

    Su gibi aziz bir şeysin;

    Nimettensin, nimettensin!”

    🌾Cahit Sıtkı Tarancı

    #cahit sıtkı tarancı #nimet#piknik
    View Full
  • Kendine gel ey MÜSLÜMAN! 😠 İsraf, ALLAH'ın hiç sevmediği bir davranıştır.

    View Full
  • Beklemek nimettir

    M.D

    image
    View Full
  • RESULULLÂH (Sallâllâhu Aleyhi Vesellemin) Duâsı

    image

    Allâhumme innî es’elüke’l-afve ve’l âfiyete fi’d-dünyâ ve’l-âhırah.”


    “ALLAH’IM !SENDEN Dünya Ve Ahirette Af Sıhhat ve Nimet istiyorum”

    (Ebu Davud, Edep, 110)


    Salât Selam Sanadır Ya RASÛLULLAH

    Allahûmme Sâllî Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve Alâ Ali Seyyidina MUHAMMED

    #RÂBBİM Bizlere iyilik ver #Bizleri İyi et #Af ve Afiyet #Huzur#Nimet#Şükür#Hayat#İmtihan#Geçecek İnşaAllah #Bi İznillahi TEÂLA #Hesabımız kolay olur İnşaAllah #Aciziz#Çokça aciz#Günahlar#Sevaplar#Ahiret#Cennet#Cehennem#Kurtuluş İslamda#Hâdisi Şerif#Duâ
    View Full
  • image

    Hayvanlara karşı da çok merhametli olan Peygamberimiz (sav), su kabını eğerek kedilere su içirirdi. 

    (Tirmizi, Taharet, 69 / Nesai, Miyah, 8)

    View Full
  • “Müslüman olan, kendisine yeteri kadar rızık verilen, Allâh’ın kendisine verdiği nîmete kanaat eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.” (Müslim, Zekât, 125)


    View Full
  • image

    İmam Gazali, Kalplerin Keşfi

    View Full
  • Dilimiz ne söylerse söylesin, kalbimiz büyük küçük her şeyi hakiki sahibiyle irtibatlandıramıyor…

    View Full
  • Kul, Allah’a dua ile yaklaşır. Bela duaya vesile olduğu için büyük nimettir. 

    View Full
  • Bir okyanusun ortasında olduğunuzu düşünün. Yalnız. İki kürek, bir sandal, bir de siz. Siz derken sen yani. Saygımdan dolayı sizsiniz. Gökyüzü de kapalı. Gece. Yağmur öncesi gibi. Yıldızlar yok. Yıldızlar olmadığı gibi siz de pusula da yok. Nereye gitmelisiniz? Ne yöne doğru kürek çekmelisiniz? Bu sorulara ‘neye kıyasla’ cevap vereceksiniz? Kuzey neresi? Güney neresi? Hadi böylesi detayları boşverelim. En yakın kara ne tarafta? Hepsi meçhulünüz.

    Çerçeveden yoksunluğunuz varlığınızı mekansızlaştırıyor. Evet. Zahirde işgal ettiğiniz bir yer var. Bir yerde olduğunuz kesin. Varsınız ki bir yerdesiniz. Bir yerdesiniz ki varsınız. Fakat neredeliğinizin belirsizliği varlığınızı da belirsizleştiriyor. Güvenilmez kılıyor. Böyle sürgit bir yalnızlıkta delirmek işten değil. Çünkü insan kenarlarını yitirdiğinde içine çöker.

    Bundan daha dehşetlisini uzayda tasavvur edelim. Kendimizi uzak bir galaksinin mekik uçmaz astronot geçmez bir köşesine atalım. Aşağı neresi? Yukarı neresi? Uçuyor muyuz? Düşüyor muyuz? Boşluktaki hareketimiz ne yöne doğru? Gidiyor muyuz? Geliyor muyuz? Varmayı dilediğimiz bir yer olmadığında gitmekle gelmek arasında da bir fark kalmıyor. Bütün bu tasavvurların kulağımıza fısıldadığı ise şu: İnsanın varlığı yalnız başına değildir.

    Hermann Hesse Bozkır Kurdunun Düş Yolculukları'nda 'geleneksiz bir maneviyatın tatmin edici olamayacağını’ söyler. Bunu ben biraz da yukarıdaki kurgularla ilişkilendiririm. Maneviyatın gücü eğer doğruların yanında olmakla gelen birşeyse, ki ben hep böyle görüyorum, o halde yalnızken bu gücün sahibi olmak mümkün değildir. Mesleği 'dalalet’ olanlar dahi tarihin dip-bucak köşelerinde kendilerine yaslanacakları selefler ararlar. Öncülü olmayanın neredeliğini tayini güçtür. Modern hiçbir ideoloji bu anlamda dine galip gelemez. Çünkü dinler, hele ki dinlerin hakikisi olan İslam, özünü Ezel'e götüren bir geleneğe bağlar.

    Bakara sûresinde münafıkların halet-i ruhiyesinin tasvir edildiği ayetlerde de yukarıdaki kurgularıma benzer misallendirmeler var. Örneğin: Fırtınalı bir gecede yön bilmez bir yolcunun çaresizliğine benzetiliyor onların hali. (Allahu'l-a'lem kaydıyla söyleyelim.) Acaba bir parça yukarıdaki psikolojiye bağlamak mümkün olmaz mı? İman-küfür arasında kalmak 'geleneksiz kalmak’ aslında. Evrendeki konumunu belirgin kılan işaret taşlarından mahrum kalmak. Varlığının mekansızlaşmasına engel olan aidiyetten yoksun kalmak. Bu yoksunluk münafıkta kaçınılmaz. Çünkü putperestlerin sahte kurgusunu da sahiplenemiyor. Ne tam bir müslüman ne tam bir gayrimüslim. Arada kalmışlığı aynı zamanda geleneksizliği.

    Düşmekle uçmak arasındaki fark nedir? Bence düşmekle uçmak arasındaki fark kalkmak ve inmek istediğiniz yerlerdeki belirginlikle ortaya çıkıyor. Düşerken kopmak istemediğiniz bir yerden kopar ve varmak istemediğiniz bir yere varırsınız. Ayağınızın altına doğrudur bu gidiş. Uçmak böyle değildir. Uçmak ayrılmak istediğiniz bir yerden varmak istediğiniz bir yere doğru olur. Yolculuğun hem yükselişleri hem de inişleri vardır. Ama öncesinde çerçevesi vardır. Yönleri vardır. Önü-arkası vardır. Aşağısı-yukarısı vardır. Bu tür bir çerçeve yoksunluğuna uğrayanlar düşmelerini uçmak sanabilirler. Hem sanmışlardır.

    İnsanın kanatları yok mu? Elbette var. Yorum yeteneği bence tam da böyle kanatlardır. Uçmaya yeter. İnsanın aklı bu kanatlar sayesinde güzel kanaatlere varalabilir. Marifetinde mesafeler alabilir. Ancak yorumu tahdit edecek bir çerçeveye/usûle sahip olmadığınızda siz de boşluğun cihetsizlik tehlikesine düşebilirsiniz. Duracağınız yerleri bilemediğinizde yorgunluktan ciğerleriniz çatlar. Yükselişinize bir sınır çizemediğinizde oksijensiz kalacağınız yerlere kadar çıkarsınız. Varacağınız yeri kestiremediğinizde, daha doğrusu ötesine geçmeyeceğiniz yeri tayin edemediğinizde, varılması hiç arzulanmayacak menzillere varabilirsiniz. Hepsi mümkündür bunların. Hepsi başa gelebilir tehlikelerdir.

    Bu kadar gevezeliği neden yaptığıma geleyim: Bazen ehl-i sünnet ve'l-cemaat aidiyetini çok da önemsemeyen gençlere rastlıyorum. Hatta her türden fikirsel aidiyeti bir tür 'ayakbağı’ olarak görüyorlar. Zekiler de. Birşey dediğimiz yok. Maşaallah. Lakin sıkıntı şurada: Salt zekaya yaslanan bir yorumlamanın her şekilde güvenli mesafeler aldıracağını sanıyorlar. Hatta “Ayakları ne kadar yerden kesikse o kadar başarılıdır!” gibi bir noktaya varıyorlar. Özellikle maneviyatla ilgili meselelerde. Çıkarımlarının hiçbir endişesi yok.

    Sanırım post-modern dönemin bir getirisi bu. Post-modern dönem, modernizmin belirginliklerindeki yanlışları da gördü ya, üzüldü, belirsizlikte güç arıyor. Yanlış bir özgüven. Tek bir noktadan geçen sayısız doğrunun insanı daha fazla hakikat sahibi yapacağına inanamıyorum ben. Çünkü her doğru doğru değildir. Doğruluğumuzu kıyaslayarak teyit edebileceğimiz başka noktalarımız da olmalı. Bir asla tutunmalıyız. Daha fazla nokta sahibi olmak bizi güzergâh sahibi yapar. Güzergâhımızı kaybettiğimizde yolumuzu da kaybederiz.

    Evet. Uçmakla düşmek arasında bazı nüanslar var. Gözetilmediğinde düşmeyi uçmak sandıracak nüanslar. Bence çerçeveye sahip olmak Allah'ın akla bağışladığı en büyük nimettir. Tıpkı göçerlik fıtratının kuşa kanatlarıyla birlikte bağışlanması gibi. Uçurumdan atlamayı akledebilecek bir insanın uçamayacağını da bilmesi lazım. Şu nimet ancak onunla tamam olur. Aklın da ancak beraberliğiyle tamamlanacağı şeyler var. Bunca düşüşten, yaradan, tecrübeden sonra en azından şunu kabul edebilmeliyiz: Akıl tam değildir.

    View Full